benim adım gökçe

günlük tutuyorum

Posted by: gökçe on: 24 Mayıs 2012

dün günlük tutmaya başladım. yazmayı öğrenene kadar ben söyleyeceğim annem yazacak, dolayısıyla gizli gizli günlüğümü okuma zahmetinden de kurtulmuş olacak :p

Etiketler:

bayılıyorum eyfel kulesi’ne

Posted by: gökçe on: 04 Mayıs 2012

bir buçuk yıl önce  paris’e gitmiştik sevgi teyzemin yanına, çok güzel bir hafta geçirmiştik. ben luvrları, notürdamları falan gezmedim ama aras abimin oyuncaklarıyla oynadım, ördeklere, kazlara yem attım, parkları gezdim, sevgi teyzemle alışverişe çıkıp “bonjur” demeyi öğrendim. teyzemin kedisi şipi’nin de peşinden çok koştum ama bana yüz vermedi pek. olsun, bir dahaki sefere acısını çıkarırım. bir dahaki sefer olana kadar da anılarımla idare ediyorum. okulda çizdiğim bu resmimde eyfel kulesi’ni görüyorsunuz rengarenk ışıklarla donatılmış. aras abim’le sevgi teyzem de kulenin yanındalar ve görüldüğü üzere sevgi teyze ışıklardan gözleri kamaşmış “ayy bayılıciiim” kıvamında.

profil

Posted by: gökçe on: 29 Nisan 2012

insanların kendi kendilerine çektikleri profil fotoğrafları başlarda bu şekildeymiş. sonra hatanın nerde olduğu anlaşılmış da feysbuk hesaplarındaki fotoğraflar yüzü gözü düzgün hale gelebilmiş…

aslında, böyle mi kalsalarmış acaba?

Etiketler:

mina ve can için

Posted by: gökçe on: 29 Nisan 2012

bu ilk resim mina, ikincisi de can için. mina ile can, philadelphia’dan arkadaşlarım. bu resimleri onlara göndermek için yapmıştım ama bizimkilerde hâlâ tık yok, çocuklar büyümeden gönderseler bari.

Etiketler: ,

nadide eserler

Posted by: gökçe on: 05 Nisan 2012

henüz boyumu aşan tozlu raflarının arasında gezip üzerlerine yüzyılların kokusu sinmiş kitaplar barındıran kütüphanelere gitmedim ama benim de evde yaşıma göre hatrı sayılır sayıda kitabımın olduğunu söyleyebilirim.  hatta ilk kitabını yemiş biri olarak şimdiki kitaplarımı gayet sağlam tutuyorum (evet, bana alınan ilk kitabı yemişim, olay anını ispatlayan fotoğraf da var aslında, anneme söyleyeyim de bulsun, hep beraber bakar güleriz :)). yalnız fotoğrafta gördükleriniz beni yalancı çıkarmasın, çünkü odamda daha çoğu var. ama en nadide eserlerimi salondaki sehpada sergiliyorum. eh, gelene gidene de havam olsun ya hu :)

gaforizma

Posted by: gökçe on: 04 Nisan 2012

blogumda yeni bir yazı dizisi başlatıyorum, içeriğini “gökçe’den aforizmalar” olarak tasarladığım bu dizinin başlığı “gaforizma” olacak. evet, ilk gaforizmamızla başlayalım:

“kendinizi yalnız hissediyorsanız doğru yere bakın, aradığınız kalp belki de afacan bir çocuk tarafından hevesi geçinceye kadar oynanmış, sonra da  tıngır tıngır etsin diye kuruyemiş kutusuna atılmış  sizi bekliyordur. ”

 not: burada kalp derken plastik, oyuncak kalp kast ediliyor, siz ne anladınız ki?

otoportre

Posted by: gökçe on: 19 Mart 2012

geçenlerde aklıma geldi, bu yaşta sanatta bu denli yetkin bir yeteneğin bir kahlo’dan bir van gogh’dan ne eksiği var? elbette yok! ben de aldım kalemimi elime, yaladım ucunu şullapp diye, oturdum otoportremi çizdim. buyrunuz…  

Etiketler: , ,

top model

Posted by: gökçe on: 04 Mart 2012

evde küçük, şirin, agu bagu bi şey olunca son zamanlardaki başlıca modelim o oluyor ister istemez. kardeşimin fotoğraflarını çekmek çok eğlenceli. ama açıkçası ne kadar daha eğleneceğim bilemiyorum, büyüse de kendi blogunu tutmaya başlasa artık diyorum.

Etiketler:

new kid in the house

Posted by: gökçe on: 02 Mart 2012

evimize yeni bir elemanın geldiğini yazmıştım daha önce. iki buçuk aylık oldu kereta neredeyse. ablası da fırsat buldukça bol bol fotoğrafını çekiyor güzel kardeşinin :)

diş dökümü

Posted by: gökçe on: 01 Mart 2012

bir süredir sallanan alt ön dişlerimden biri, bu sabah krep yerken düştü. biraz afalladım doğrusu; çünkü ne zamandır dişimin çekilme anında göstereceğim cesaretin hayallerini kuruyordum, böyle krebimden bir ısırık alıp daha ben bir şey anlamadan “anne bunun içinde ne var böylee?” diyerek  ağzımdakini tabağa çıkarınca,  annem de onun diş olduğunu söyleyince, cesur yürek hayallerini haybeye  kurduğumu anladım.

neyse, annem bunun büyümenin bir emaresi olduğunu söyleyip beni tebrik etti. dişimi yastığımın altına koyup diş perisinden “oyuncak” ya da “kamera” istedim. annem “hmm, belki de kitap getirir, sen kitapları çok seviyorsun ya” deyince  (anladınız di mi, kitap almışlar beni hazırlıyor güya), “evet, belki bende olmayan bir kitap olur” dedim gönlü hoş olsun diye  (ne yapalım, idare etmek lazım bazen bu büyükleri.).

sonra mutfakta kahvaltımıza devam ederken “diş perisi diye bir şey yok değil mi?” diye sordum anneme. “yok!” dedi. aslında ben de okul arkadaşım zeynep’e hediyesini diş perisi değil, ablası ya da anne babasının verdiğini tahmin ediyordum zaten.

ikinci kitabım: kedi-köpek

Posted by: gökçe on: 27 Ocak 2012

aylar önce yazdığım ilk kitabımdan sonra geçen ay yeni bir ilhamla yeni bir kitap kaleme aldım.  kitapkurtlarının adeta bir ihsan oktay anar romanı bekliyor gibi yayımlanmasını bekledikleri kitabımı, yine bir g-kitap olarak okurlarımla paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum :)

okuyunca da anlaşılacağı üzre ilk kitabımla ikincisi arasında çok önemli gelişmeler var. otobiyografik özellikler taşıyan ilk kitabımdan sonra ki çoğu yazarın ilk kitabı ister istemez hayatıyla ilintilidir malumunuz, ikinci kitabımda farklı karakterler yaratma konusunda gelişme kaydetmişim. resimler konusunda da epey yol katettiğim okurlar tarafından da hemen fark edilecektir. olay örgüsünde ise kendimle olan bağlantımı tam koparabildim diyemeyeceğim. ayrıca, üzerime düşen sosyal sorumluluklar kapsamında hikayenin sonuna doğru önemli hijyenik dersler verdiğim de görülecektir. her ne kadar sanatçının mutlaka didaktik olması, toplumun nizamını koruma yolunda sanatını icra etmesi gerektiğine inanmasam da beş buçuk yaşında olmamı ve bu yaştaki çocukların didaktizmi seviyor olmasını göz önüne aldığımızda, eserlerimdeki örnek vatandaş olma hevesi hoş karşılanacaktır diye düşünüyorum.

ilk kitabımı yazdım

Posted by: gökçe on: 23 Ocak 2012

derler ki mozart ilk bestesini beş yaşındayken yapmış, nispet yapıyormuşum gibi anlaşılmasın da, ben de ilk kitabımı yazmış bulunuyorum efenim. hatta ikincisini de yazdım da o bir sonraki yazının konusu. kitabımı seçkin kitapçılarda aramayınız, çünkü yok. kendisinin ilk ve de tek baskısı sadece şahsî kütüphanemde bulunmakta. iş böyle olunca şimdiye kadar görülmemiş bir infial yaratmamak adına kitabımı blogumda yayımlamaya karar verdim. hani internette kitaplar oluyor ya e-kitap denen,bu e-kitaptan da öte bir şey: g-kitap!  öteliği, kitabı okumanız için herhangi bir şey indirmenizin gerekmemesi. fotoğraflara bakıp öylece okuyabilirsiniz kitabımı :) baştaki g’yi de adımdan ilham aldım :)

ne var ne yok

Posted by: gökçe on: 20 Ocak 2012

bir yaramazlık, tatsızlık, tuzsuzluk  yok çok şükür, bunun yanında iki önemli şey var:

birincisi, artık anasınıfı öğrencisiyim :) bu demektir ki seneye okula başlayacağım :) bu da demektir ki okuma yazma bilmeden bu kadarını yapabiliyorsam okuma yazma öğrendikten sonra neler neler yapacağım :))

ikincisi, artık ablayım :)))))) bir aylık bir kardeşim var şu anda :) son zamanlarda blogumu ihmal edişimin sebebi de bu elbette, evde önce hamile bir kadın sonrasında da lohusa bir kadın ve bir bebek olması sanal işleri epey aksattı haliyle (anladınız siz onu :p ). neyse ki kardeşim çok şirin de bütün zorlukları unutturuyor :))

aşağıda kardeşimin eli var, ben çektim, henüz poz vermeyi beceremediğinden uslu durmadı bir türlü :)

bu arada akıllara şöyle bir soru gelebilir: gökçe kardeşini hiç kıskanıyor mu? ailemin bana olan sevgisinden, bağlılığından, düşkünlüğünden emin olduğum ve şu yaşıma kadar beni sevgiye, mutluluğa doyurdukları ve doyurmaya devam ettikleri ve de edecekleri  için kardeşimi azcık kıskanıyorum tabii. ama ona olan sevgim kıskançlığımı döver, bu da böyle biline.

Etiketler:

iyi ki varım!

Posted by: gökçe on: 10 Eylül 2011

ethem dayım  dün akşam bana sürpriz bir varlık partisi düzenledi :) muhteşem tatlı bir pasta eşliğinde “iyi ki var olmamı” kutladık :) gerçi o sıra nezih abimle oynadığımız oyunu kestiler ama olsun, bu kadar emeğe o kadarcık müsamaha gösterdim tabii :):)

kendime not: pastadaki birleşik ama oradaki "ki" ayrı yazılır.

 

seni seviyorum ethem dayı :)))

gökçe iş üzerinde

Posted by: gökçe on: 30 Haziran 2011

henüz beş yaşına basmamış ama  böyle şahane eserlere imza atmakta olan bir bacaksız olarak blogumun inandırıcılığına halel gelmemesi adına, annemin beni iş üzerinde,  sanatımı icra ederken tespit ettiği bir vidyoyu sizlerle paylaşmak istiyorum.  evet, ayaklarımın fotoğraflarını neden çektiğimi hâlâ bilmiyorum.


adım gökçe, an itibariyle beş buçuk yaşındayım. bu blogda çektiğim fotoğrafları ve vidyolarımı, çizdiğim ya da boyadığım resimleri iki yıldan beridir paylaşıyorum. eserlerim henüz olgunluk çalışmalarım değil elbette, beş buçuk yaşındayım çünkü.
(ocak 2012)

kategorilerim

e-posta adresinizi yazın, yeni yazılarımdan anında haberdar olun :)

Join 7 other followers

hoş gelişler ola

  • 4,836 hits
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.